ÇAĞRI... HER DEM ÇAĞRIM

 


Okumak için tıklayınız...

 

 

 

 

Üye Girişi

 

 

Haber Listesi

Haber listemize kaydolarak tüm yeniliklerimizden haberdar olabilirsiniz.

 

Efser Selâmet

Toplum'a Kampı

H.Nurcan Yazıcı

Karınca Kararınca

Taşkın Tuna

Gönül Kapısı

Nazan Buğday

Nazanca

Güzin Osmancık

Bab-ı Âlem

Esra Kılıç

Ma'cel

Ahmet Musaoğlu

İnsanın Gerçeği

Sabah el hayr / tasbahu alel hayr…
15.07.2010

Gazeteci yazar Nuray Mert, Ortadoğu’ya yaptıkları gezilerinden dönüşünde; “Arapça çok güzel, çok ışıklı bir dil. Her dilde öğrenilen ilk kelimelerden birinden başlayalım, hem bunu derin bir uykudan uyanma temennisi olarak da okuyabiliriz; ‘sabah el hayr’! Günaydın, hayırlı sabahlar demek. Cevaben ‘sabah el nur’ diyoruz, ışıklı nurlu sabahlar, Arapça ‘iyi geceler’ derken bile sabahı öngörüyoruz; ‘tasbahu alel hayr’, yanı hayırlarla sabahlayınız. O halde hepinize sabah el hayr veya tasbahu alel hayr!” diye yazdıkları gün bu yazıyı yazmayı kafama koymuştum, nasip çok uzun bir zaman sonra, ancak bugün/06.11.2006…

Okumakta olduğunuz bu paragraf, yazımın devamı olan paragraf değil, ‘yeni ilave’ oluyor, çünkü; Nuray hanımın açıklamalarını yeniden okumak için bugün Radikal Gazetesi’nin internet arşivine girdiğimde -gözümden mi kaçtı mı, yoksa Arapça’yı methettiği için yayından mı kaldırıldı- açıklamalarını bulamadım, bulabildiğim sadece; “Arapçada 'günaydın' anlamında, karşılıklı olarak, 'hayırlı sabahlar/ışıklı sabahlar' diyorlar, bizim sabahımız da hayırlı ve ışıklı olur.” açıklamaları oldu (Nuray Mert: “Sabah el hayr/Sabah el nur”, Radikal, 13.06.2006); bu durumu bu ‘ara paragraf’ta belirtiyor, diğer bütün paragrafların tamamının, 06 Kasım 2006 tarihli yazım, eskimeyen dün olduğunu belirtip geçiyorum…

Yazımızda, Nuray Hanımın ifadelerinin, basit birer temenni, sadece günlük yaşam dilekleri olmadığını, “Arapça ‘iyi geceler’ derken bile sabahı öngörüyoruz” sözlerindeki anlamın bir ‘derinliği’ bulunduğunu, bu ‘arka plan’ın, ‘İnsanın Gerçeği’ olduğunu ortaya koymaya çalışacağım. Bunu yaparken de, Evren Sistemi’nin (kainatın) ‘başlangıç gününe’ ve de ‘son günü’ olacak ‘Kıyamet (Big Crunch) gününe’ atıfta bulunacağım...

Herşey nasıl başladı? Gökler ve yeryüzü nereden geldi? Kainat (Evren) Sistemi’mize  ilişkin ne biliyoruz? Niçin ortaya çıktı? Nereden gelip nereye gitmektedir? Bir ‘başlangıcı’ var mı? Ya da bir ‘sonu’? Eğer ‘sonu’ varsa, sonrası neler yaşanacaktır?…

İşte, yaşamakta olduğumuz Evren Sistemi’mizin varlığı üzerine yapılan tartışmalar ya “evren, hiç değişmeyen bir durumda varlığını sürdürmektedir” iddiasını ileri süren -Durağan Evren Modeli-, ya da “evren, çok uzak olmayan bir geçmişte, aniden başlamıştır” iddiasını ileri süren -Standart Model- öngörüleri üzerine yapılıyordu.

Birbirine tamamen ‘zıt’ bu ‘iki görüş’ yakın yıllara kadar büyük bir çatışma içerisinde bulunuyordu. Fakat artık bu çatışma bitmiştir. Çünkü, 20’inci yüzyılın ilmi, yaşadığımız kainatın (Evrenimizin) ezeli olmadığını, bir ‘başlangıcı’ bulunduğunu tespit etmiş bulunmaktadır. “Bir başlangıç ve son gerekmeyen, hareketsiz, kendiliğinden ortaya çıkmış evren” düşüncesinin yerini, “Bir ilk başlangıca bırakmış, hareketsiz evren düşüncesinin yerini genişleyen evren” düşüncesi almıştır. Böylece de, kainatın başlangıcı var mıdır, yok mudur (?) tartışmaları bitmiştir. Evren Sistemi’mizin bir ‘başlangıcı’ olduğu; ‘Yaradılmış bulunduğu’ tartışmasız kesinleşmiş bulunmaktadır…

Kur’an-ı Kerim’in, hemen her gün okuduğumuz halde bir türlü fark edemediğimiz ayetlerinden ikisi, Felak Suresi’nin 1 ve 2’nci ayetleri, Evrenimizi (Yaradılışı) ortaya çıkaran “Şiddetli (Büyük) Patlama’yı, yani Bing Bang teorisini bize haber vermiş bulunmaktadır:

 

 

“De ki:"Ben ağaran sabahın Rabbine sığınırım, Yarattığı şeylerin şerrinden,(Felak (113) 1-2

 

Rahmetli Haluk Nurbaki, Felak Suresi’nin ‘ilk iki’ ayetinde, Allah’ın; “yaratılmışların şerrinden kendisine sığınmamızı” emrederken, kendi sıfatlarından bir değişik terkibi, Rabbil Felak’i kullandığını, bu kullanımda “Rab sıfatı” ile, şiddetli infilak (Büyük Patlama) sonucu ortaya çıkan nesneler (varlıklar) anlamına gelen “Felak” kelimesinin birleştiğini; ayetlerin bu yönüyle evrenin ilk başlangıcına, şiddetli patlamadan doğan varlıklara işaret ettiğini ifade etmiştir: “Kur’an varlıkları tanımlarken Büyük Patlama’dan sonra var olanlar anlamına -felak- kelimesi ile tanımlıyor...Allah, maddesel evrenin şekillerini murad etmiş ve Kün –OL- emri ile bir patlama yaratmıştır. Sonuçta felaklar (-yani, Büyük Patlamadan doğan varlıklar), Allah’ın, Rab sıfatı ile akıl almaz fiziksel bir kompitür nizamına sokulmuştur.” demiştir (H.Nurbaki:Kur’an-ı Kerim’den ayetler ve Gerçekler). Elmalı ise, Felak Suresi tefsirinde, Büyük Patlama sonucu yokluktan varlığa çıkışın, Big Bang’ın tanımlamasını zaten yapmış gibidir: “…felâk...derin bir kelimedir...en esaslı manası...birdenbire çatlatıp ayırmak...infilak ettirilmiş…Mesela bir çekirdeği (-başlangıç maddesini) çatlatmak bir felk, çatlaması bir infilâk, bir infitar...O felakın fâlikı (-sabahı ortaya çıkaran) : yarıp yaratıcısı…zulmeti yarıp sabahı açıcı ve bu suretle yokluktan çıkarılarak doğup doğuran....hâlık ve mürebbisi...olur.” demiştir.

Müfessirlerimiz, tıpkı bilimin, evrenimizin ortaya çıkışını sağlayan “İlk ‘Tekil Nokta”yı tarif etmesi gibi, bir ‘başlangıç maddesi’nin şiddetli patlaması ile ölüden (yokluktan) diri (evren) ortaya çıkaran başlangıçtaki ‘İlk Tekil Nokta’yı tarif etmiş; karanlıktan aydınlığa, yani ‘Sabaha Çıkış’ anlatılmıştır. Zulmet (karanlık) haldeki bir asıldan (Tekil Nokta’dan) akabinde Nur (aydınlık, sabah) ortaya çıkmış, bütün mahlûkat (varlıklar) oluşmuştur

İşte, geçmişte sonsuz yoğunluktaki bir ‘Tekil Nokta’nın aniden patlamasıyla sabaha çıkıp da hâlâ da yaşamını sürdüren evrenimiz (-dolayısıyla insanoğlu), ‘Son Günü (Kıyamet)’ esnasında da yine bir ‘Tekil Nokta’da olacak, ama bu defa karanlığa (Karadeliğe) girecek, yokoluşu yaşayacaktır...

Girilecek bu karanlığı da, Felak Suresi’nin 3’nci ayeti bildirmektedir. Felak Suresi 1-2’nci ayetleri, “İlk ‘Tekil Nokta’yı (evrenin başlangıcını, karanlıktan sabaha çıkışını) bildirirken, devamı olan 3’ncü ayetteki vakab” kelimesi ise, Evrenin ‘sonu’ olacak olan “Son ‘Tekil Nokta”yı, yani ilk başlangıçta KARANLIKTAN (yokluktan) çıkan SABAHIN (doğan Evrenin), tekrar KARANLIĞA (yokluğa) DÖNECEĞİNİ (yaşamın/evrenin son bulacağını) haber vermektedir:

 

 

“Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, Felak (113) 3

 

Elmalı’nın, ayette (Felak-113/3) geçen -Vukubu sıra- tanımlaması için; -Girip daldığı veya Battığı Zaman-, Karanlık basmak- anlamlarında olduğunu açıklaması, Evrenin son bulacağı yeri, yani tekrar KARANLIĞA gireceği “Son ‘Tekil Nokta’yı (Karadeliği) bize bildirmektedir.

Evrenimizin başlangıcı ve sonu için sözettiğimiz bu “iki ‘Tekil Nokta’dan ilki, yani ‘Giriş Tekilliği’ olanı, geçmişte, Big Bang’te (Evrenimizin doğumunda), diğeri, yani ‘Çıkış Tekilliği’ olanı ise, gelecekte, Big Crunch’te, Evrenimizin ölümü olacak olan Kıyamet’tedir. “İlk Tekillik”, karanlıktan aydınlığa (sabaha) çıkaran, “İkinci Tekillik” ise, karanlığa sokup da sonrasında yeniden aydınlığa (yeni bir Sabaha, diriliş gününe) çıkaracak olan Tekillik olmaktadır.

Halen sabahı (aydınlığı) süren Evren Sistemi’miz, “son (Kıyamet) günü” KARANLIĞA GİRECEK, hâlen yaşanmakta olan SABAH (aydınlık), o gün, KARANLIKTA BATACAKTIR. Buna paralel olarak insanoğluna ait Tüm Bilgi, önce Karanlığa, hemen sonrasında da bir başka evrende, yani Cennet ve Cehennemin bulunduğu Ahiret Yurdu’nda (yaşadığımız evrenin hemen yanıbaşında bulunan, fakat henüz işlemeyen, insanoğluna ait tüm bilgilerin oraya geçmesiyle işlemeye başlayacak olan Ahiret Yurdu’nda) sabaha çıkacaktır.  Karadelik, Kurtdeliği, Akdelik geçişi sonrası Ahiret Yurdu’nda Yeniden Doğuş yaşanacaktır

İşte, Arapların, günlük ‘Sabah el hayr’ ya da ‘tasbahu alel hayr’ temennileri aynı zamanda, kainatta mevcut olan tüm bilgiyi kapsayan yaşamakta olduğumuz ‘Evren Sistemi’nin sürmekte olan sabahının, Kıyamet (Big Crunch) ile son bulması ile girilecek KARANLIKTAN (Karadelik, yani çıkış tekilliğinden) SONRA (Karadelik-Kurtdeliği-Akdelik geçişi sonrası) TEKRAR DOĞACAK OLAN SABAHI (aydınlığa çıkmayı da) anlatmaktadır. Haliyle de, Sabah el hayr’ın anlamı, günlük ‘hayırlar dileme’ dışında; “iki safhalı” sürmekte olan yaşamın, ‘ikinci safhası’nın başlayacağı Ahiret Yurdu’ndaki yeni yaşam (DİRİLİŞ-SONRASI) için de “hayırlar dilemek” olmaktadır…

Bu açıklamamızdan sonra Nuray Hanımın yazdıklarını bir daha okuyalım: “…bunu derin bir uykudan uyanma temennisi olarak da okuyabiliriz; ‘sabah el hayr’! Günaydın, hayırlı sabahlar demek. Cevaben ‘sabah el nur’ diyoruz, ışıklı nurlu sabahlar, Arapça ‘iyi geceler’ derken bile sabahı öngörüyoruz; ‘tasbahu alel hayr’, yanı hayırlarla sabahlayınız. O halde hepinize sabah el hayr veya tasbahu alel hayr!”…

‘Okumayı’ doğru yaptığımızda, Nuray Hanım’ın bahsettikleri gibi, ‘sadece günlük temenni’ dilenmiyor, ‘Yeniden Doğuş-Diriliş’ sonrası yaşayacağımız Evrende (Ahret Yurdu’nda) ‘hayr’ı yaşamak’ da kastediliyor… Bahsettikleri, “derin bir uykudan uyanma temennisi olarak da okuyabiliriz” ifadelerinin anlamı da asıl, bu anlamda, derin bir uykudan dirilişe uyanılacağı anlamında ancak yerini bulmaktadır… 

Karanlıktan (yokluktan) doğan Sabah (Evren) geceye / gece de Sabaha, yani Başlangıç (Karanlıktan doğan Sabah), Yeniden (Sabaha) Doğuş/Diriliş’ için “Son’a (Kıyamete)” dönmüştür... Sabah el hayr veya tasbahu alel hayr… Her Gece (karanlık) şer, her Sabah da hayr’dır (aydınlıktır)...

Araplarda yapılan, bizde unutulmaya yüz tutmuş, günlük; “Sabah el hayr” veya “tasbahu alel hayr” temennileri ile, aynı zamanda; “yaşamakta olduğumuz Geçici Evren’imizdeki birinci (geçici) yaşam(ımız) mutlaka bitecek, “Kalıcı Ahiret Yurdu”nda ‘ikinci (kalıcı) yaşam(ımız)’ başlayacak; umarım ikinci (kalıcı) yaşamınıza ‘hayırla’ başlarsınız, haydin hayırlar olsun” da denilmektedir... Kimileri, farkında olmadan ya da istemeden ‘İnsanın Gerçeği’ni  zikretmektedir…

Bir önemli nokta da şu: Yeniden doğacak Sabah’ın ‘hayırlı’ olması için, yaşadığımız ‘Geçici Evren’de sürdürdüğümüzgeçici keyif’ ya da gece bitmeden -yani yeni Sabaha girmeden, Kıyamet gelmeden- ‘gerçek keyfi’ ya da ‘kalıcı mutluluğu (hayırlı Sabahı)’ seçmek; henüz daha ‘Geçici Evren’de iken ‘Kalıcı Evren’i ‘tercih etmek’ gerekiyor

Tabii ki ‘Müslüman olana’:

Sabah el hayrtasbahu alel hayr

Hayırlı sabahlar… Hayırlarla sabahlayınız/Işıklı sabahlar…

Hangi saatte ve her nerede bu temennimi okumuşsanız…

Selam ile… Dua isteğimle de…

 

 

Ahmet MUSAOĞLU / 15.07.2010

 

 

http://www.ahmetmusaoglu.org

http://www.ahmetmusaoglu.com

 

 

                                                                      Ana Sayfa  Eserler   Yazar Hakkında   Basın Galerisi    Forum    Ziyaretçi Defter        Sunum İzle       İletişim