ÇAĞRI... HER DEM ÇAĞRIM

 


Okumak için tıklayınız...

 

 

 

 

Üye Girişi

 

 

Haber Listesi

Haber listemize kaydolarak tüm yeniliklerimizden haberdar olabilirsiniz.

 

Taşkın Tuna

Gönül Kapısı

Elif Sönmezışık

Kelimeler ve Endişeler

H.Nurcan Yazıcı

Karınca Kararınca

Ebru Dilek Karahasan

Ayak izleri

Safiye Abdullahoğlu

Tuzlu Kahve

Ahmet Musaoğlu

İnsanın Gerçeği

FUZULİ "GÖRDÜĞÜM HERŞEYİN ADI: LEYLA"
14.07.2010

Kendimi bildim bileli farklı severim Fûzulu’yi. Bana Mecnun olmayı öğreten odur. Leyla’yı aramayı, bulmayı, ondan vazgeçmeyi yine sevdiren odur. Mecnun gibi beni de terkisine atmış sırtında doludizgin koşturtur sevdam. Ben Mecnundan bile beter Mecnunum.. İster Leyla, ister Ahmet, ister Muhammet. Gördüğüm her şeyin adıdır “LEYLA”
.
Leyla, beni aşka bağımlı kılan kara sevdam, Leyla benim sonsuz dünyam, Leyla beni içinde saklayan tutsak olduğum dipsiz kuyum. O çöllerde arar aşkını ben gönüllerde gezerim. Yolum aşk yolu, tozlu, dikenli aşıkların yolu. Yolcuyum bu dünyada ben, yolum Leylalarla dolu.

“Cânı kim canânı üçün sevse, canânı sever”

Bağdat yakılarında Kerbelâ’da doğduğu tahmin edilir Fuzuli’ nin. Asıl ismi Mehmet İbn Süleyman’dır. “Fuzuli” ismini kullanmasının sebebi, kendini aynı isimlerden ayrı tutmak veya tasavvuf inancını benimsediğinden, hiçlik yokluk, yok sayma gereksiz olarak düşünülse de bir anlamda erdem denilebilir.
Oğuzların Bayat aşiretindendir. Kesinlik kazanmasa da doğum tarihi 1480 olarak bilinir.Irak da yaşamış ve hayatı boyunca Irağın hiç dışına çıkmamıştır. Hz Alinin mezar bekçiliğini yapıp hayatını böyle kazanır. Bu işi, ona duyduğu sevgi ve bağlılığından dolayı yapmıştır..Bazıları da onun bu işten hiç para almadığını söyler.

Daha sonra Irağın Osmanlının eline geçmesiyle, Kanuni Sultan Süleyman için hizmet vermeye başlar ve oradan kendisine maaş bağlanır.. Hayatı hep yoksulluk içinde geçen Fuzuli’nin Irakta Kerbela da veba salgınından öldüğü bilinir.

Türk Divan şairi olan Fuzuli aşka tutkun bir sevdalıdır. Adı aşk ile birlikte anılır. Onun aşk anlayışı farklıdır ve o aşka farklı bir yorum katar. İşte inandığı aşk ona Leyla ve Mecnunu yazdırır. Hüznü sever, acı çekmek ister, aşkını da sever ama kavuşmayı sevmez.

Sevgiliden bir parça sevgi alıp bana verenler,
Buna karşılık canımı alıp sevgiliye verdiler.
Fuzuli
O aşık olmaktan asla sıkılmaz, aşkını güzel sözlerle süsler hatta o kadar süsler ki bu artık onu Fûzuli yapan üslubu olur. Süsleme sanatını en iyi kullanan şairlerden biridir o. Ama o kadar süsler ki bu anlaşılmasını zorlaştırır.. İşte bu sevgi derinliği artık onun felsefesi olur.

Aslında onun aşkı Allah aşkıdır. O’na varabilmek için insanı kullanır. Yani insanla O’nun aşkını perdeler.. Gayesi Allah dır. İnsanı vesile kılar. İnsan sevgisiyle öğrenir ilahi aşkı..

Gittikçe artır sevgilimin güzelliğini,
Bana gelince onun derdine daha çok müptela et beni.
Onun ayrılığında öyle zayıflat beni ki
Saba yeli beni ona ulaştırabilsin
Fuzuli

Kulun zatında arar hep onu. O ister ki aransın ve bulunsun ve bilinsin. Kulunu sevmek O’nu sevmektir. Kulunu kucaklamak O’nu kucaklamaktır. Dokunduğu tende bile onu aramaktır. Sevdiğini bulsa da, onu görse de anlar ki aradığı sevdiği o değildir. Gaye-i Aşk a koşar. Leyla ya delicesine aşıktır Mecnun. ama aradığı Leyla değildir.
İşte Fûzuli yazdığı hikayesinde yaşadığı duygularını böyle ifade eder. Kendisi ilme tutkundur. İslam, Tasavvuf özellikle İran edebiyatı üzerinde derinleşmiştir. Ayrıca giz ilimleri ile ilgilendiği de gözlemlenir.Yazılarını genellikle Azeri lehçesi ile yazar. Ona göre şiirin özü sevgi ve aşktır. Temeli ise ilimdir. Eserleri:Türkçe, Farsça ve Arapça üç divanı vardır. Ve Kerbela olayını anlattığı nesir ve nazım karışımı Hadıkat-üs-Suada ve name adlı mektuplardır. Ama onu ölümsüz kılan Leyla ve Mecnun Mesnevisidir.

Fûzuli’ye göre insan sevmeye programlanmış bir varlıktır. Sevgi Allah ile insan arasında bir bağ oluşturur. Çünkü insan yeryüzünde Allah’ın halifesi, temsilcisidir. Sevgiyi insana kendisini sevsin diye vermiştir.
Leyla ve Mecnun hikayesi çok bilinen bir Arap efsanesi olsa da Fuzuli’ nin kaleminde hayat bulur.
Mecnun diye bilinen Kays Necid çöllerinde Beni Amir kabilesinden bir ailenin oğludur.Leyla ile daha çocukluk yıllarında tanışıp birbirlerini severler. Ailelerinin durumu öğrenmesi ile Leyla Kays’tan uzaklaştırılıp İbn-i Selam adlı biriyle evlendirilir. Kays artık aşkından deli divane olup aklını yitirir. Herkes onu Mecnun diye çağırır. Yine de Allah’tan aşkını çoğaltması için dua da bulunur.

"Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
Bir dem belâ-yı aşkından etme cüdâ beni."

İşte bu dua ile Mecnunun aşkı çoğaldıkça çoğalır. Gözü hiçbir şey görmez. Leyla ise uzun süre kendinden uzak tuttuğu eşini kaybeder ve çöllerde Mecnunu aramaya koyulur. Mecnunu bulduğunda Mecnun kendisini tanımaz. Çünkü artık o Leyla’ya değil, tutulduğu aşka müptela olmuştur. Madde onu ilgilendirmez, o manevi aşkın kucağına düşmüştür. Yaşadığı ümitsiz aşkı sever ve acı çekmeyi ister. Sonunda tabi ki ikisi de kavuşamadan ölürler. Zaten hikayede kavuşamamanın güzelliği ile ölümsüzleşir.

Ya Rab, manâ cism- ü cân gerekmez
Cânânsuz cihân gerekmez."

Ey Rabbim, asla beni bana bağlı kılma! Fuzûlî' nin nasibi gibi beni gururlandırıp,
Ey Rabbim, asla beni bana bağlı kılma!
Diyerek cihanda canansız olunmayacağını anlatır.
Ey Rabbim! Aşk belasıyla beni tanıştır
Beni bir an bile olsa; aşk belasından ayırma!
Aslında Mecnunun duası Fuzuli’nin kendi duasıdır. O yazdığı Leyla ve Mecnun hikayesinde Mecnunun ağzından kendini konuşturur.
Derviş ve Mecnun:
Mecnun, bir gün çöllere düşmüş sevdiğini aramaktadır. Gözü Leyla’nı aşkından başka bir şeyi görmez. Kendini kaybetmiş bir halde dolaşırken namaz kılan bir dervişin önünden geçer. Derviş hemen hiddetlenip Mecnuna “Namaz kılarken önümden geçtin ve namazımı bozdun” diye çıkışınca Mecnun şaşırarak şu cevabı verir. “Ben Leyla’mın aşkı ile yanıp tutuşurken seni görmedim bile. Sen nasıl bir namaz kılıyorsun ki Allah ile birlikteyken beni görüyorsun” der...

Gönül neyle meşgul ise göz yalnız onu görür. Gözün gördüğü gönülde saklıdır. En çok düşünülen, en çok sevilendir. Ölümsüzlük aşk yangınında sır olup gizlenir. Lokman Hekim çok aradı ölümsüzlük sırrını . Buldu mu ? bulmadı mı bilinmez. Yoksa kulun ölümsüzlük sırrı bu sözde mi gizlidir? “Aşksız olma ki ölmeyesin”.

 

 

Güzin OSMANCIK

guzinosmancik@yahoo.com

 


Yorum Yaz

  •  [ değiştir ]

                                                                      Ana Sayfa  Eserler   Yazar Hakkında   Basın Galerisi    Forum    Ziyaretçi Defter        Sunum İzle       İletişim