Birileri hak etmedikleri halde ‘seçilme’, kimileri de ne yaptıklarını bile bilmeden onları ‘seçme (tercih)’ uğraşında olduğu hemen her dönemden biri olan 2002 yılında, basınımızda sıklıkla yer alan, sonrasında ise bir gazetemizin ‘Bilim Teknik Eki’ne konu olan dış kaynaklı bir haber, kimselerin dikkatini çekmiyordu. Çünkü, sözünü ettiğim olay bilimsel, menfaat getirisi yoktu, dolayısıyla da kimselerce ‘tercih’ de edilmiyordu…
Sözkonusu haberde, kuşlar aleminin en zeki hayvanının Karga olduğunun bir kez daha ispatlandığı yer alıyordu. Öyle olunca da, “-Alet kullanabilen hayvan olarak da bilinen karga, daha öteye geçerek alet yapmayı başardı.” şeklinde birilerinin şaşkınlıklarını okuyorduk (1). Hadiseleri ‘Yaratıcısız’ açıklama gayreti içersinde olanların bu şaşkınlıkları, alet yapan hayvan olarak sadece Primatları (insanın atası olduğunu ileri sürdükleri maymun benzeri canlıyı) kabul etmeleri oluyordu. Bu şaşkınlıkla da, “Şaşırtıcı değil mi? Evet, başta primatlar olmak üzere bazı hayvan türlerinin alet yaptıkları, ya da kullandıkları biliniyor, ama karganın bu yetisi ender olduğu kadar önemlidir de.” deniliyordu (2). Şaşkınlığa sebep olan hadise ise, Oxford Üniversitesi’nde yapılan bir deneyde Betty adındaki bir Karga’nın, tekrarlanan deney başarısı oluyordu: “Karga, Yeni Zellanda’nın Yeni Kaledonya adasında yaşayan Carvus moneduloides ailesinden. Yavru olarak yakalandığından bu yana İngltere-Oxford’da laboratuvarda yaşıyor. Araştırmacı Alex Weir, karganın aletler kullanarak yeme ulaştığını zaten bildiğini, ancak düz telle yemi bardağın içinden alamayınca teli pençesi altında sabitleyip gagasıyla ucunu kıvırdığına ilk kez şahit olduğunu açıklıyor. Karga daha önce telin nasıl kıvrıldığını hiç seyretmemiş. Üstelik bu işi iki dakikalık bir süre içinde başarmış ve 10 deneyden dokuzunda başarılı olmuş.” deniliyordu (3). Oysa, Karga’nın bunu başarabileceğini kim düşünebilirdi ki!..
Çünkü Karga, hemen herkes için “aptal Karga” oluyor!…
Diğer taraftan, Cambridge ve Londra Üniversitesi araştırmacıları da, bir testinin içine taşlar atıp su seviyesini yükselten ve susuzluğunu gideren bir Karga’nın öyküsünden yola çıkarak, Kargaların ne kadar zeki olduklarını ortaya koyuyordu: “Bir grup kargaya, içindeki suyun yüzeyinde solucan yüzen şeffaf tüpler gösterildi. Kargalar, taşları tüplere atarak, suyu solucanı yakalayabilecekleri seviyeye kadar yükseltti. İkinci deneyde kargalara boyutları farklı taşlar verildi. Kargalar, daha büyük olan taşların suyu daha hızlı yükselteceğini kolayca keşfederek zekâlarını göster(iyor)..” deniliyordu (4). Karga’ya ait bütün bu zeki olma hâline rağmen de, Karga hakkında bir dizi aptallık ve kötü öyküler hâlâ ortada duruyor…
Peki de, Karga’nın aptal veya kötü olduğuna dair günlük hayatımızda yer alan kabullerimiz acaba doğrumuydu? Bir başka deyişle de, Karga’ya atfedilen “aptal-kötü-ihanet eden” benzeri tanımlamalar nereden kaynaklanıyor, kökeni ne oluyordu?..
Soru bu olunca da, pek çoğumuzun aklına, -Le Fontaine kaynaklık etmiştir- demek gelebiliyor. Çünkü, Le Fontaine’in, “Tilki ile Karga” hikayesini; Tilki’nin Karga’ya, “ne de güzel sesin var Karga kardeş” diye başlayan masalını hemen herkes hatırlayabiliyor. Sözkonusu bu hikayede, Tilki’nin nasıl Karga’yı kandırıp ağzındaki Peyniri kaptığını hatırlamadan da edemiyoruz…
Fakat, sorunun cevabı bu mu oluyor?...
Tabii ki de, olmuyor. Çünkü, sorunun cevabını “insanlık tarihi” içersinde aramak gerekiyor. Bunu yaptığımızda, Nuh Tufanı kaynaklı haberlerden gelen, Nuh Peygamberin; karayı bulmak için “kuş uçurduğu” ile ilgili olarak yapılan rivayetlere, ama aynı zamanda, bütün bilim dallarının “rehber (kaynak) kitabı” olan Kur’an-ı Kerim’e de bakmak gerekiyor…
Nuh Tufanı’ndan bahseden en eski tarihsel metin olan ve M.Ö.2900’e tarihlenen ‘Tevhidi’ karakterdeki Sümer Tufan Öyküsü’nün yer aldığı kil tablette, Tufan kahramanı Ziusudra’nın (Uzun Ömürlü Adam-Nuh Peygamber), karayı bulmak için herhangi bir ‘kuş (Karga da)’ uçurduğuna dair herhangi bir haber yok, bulunmuyor. Kuş uçurulması ile ilgili haberin kaynağı (kökeni), Sümer Tufan Öyküsü’nün asırlar sonraki bir uyarlaması olan ve yazım tarihi kimilerince M.Ö.700, kimlerince de M.Ö.1800’e kadar da çıkartılan Gılgamış Destanı bünyesinde yer alan Babil Tufan Öyküsü oluyor…
İşte, Karga’nın ‘kötü’ olduğu haberinin kökeni de bu; Babil Tufan Öyküsü,’nden gelen rivayet oluyor…
Kendinden asırlar öncesindeki Sümer Tufan Öyküsü’ndeki Tufan haberinin, zaman içersindeki bozulmuş şekli olan Gılgamış Destanı’ndaki (Babil Tufan Öyküsü’ndeki) Tufan haberinden kaynaklanan ve buradan Tevrat’a (İsrailiyata), oradan da İslam kaynaklarına kadar gelen (giren) rivayette, Nuh Peygamberin; Tufanın bitimi (sonu) sırasında kara’yı bulmak için önce Karga uçurduğu, fakat, Karga’nın geriye, gemiye dönmeyişi sebebiyle daha sonra Güvercin uçurduğu ve bu hayvanın (Güvercinin) ağzında bir zeytin dalı ile Tufan Gemisi’ne geri döndüğü haberi, Karga’nın, yanlış bir şekilde, ‘aptal’ olduğunun algılanmasının, ama aynı zamanda, kimilerinin -zeytin dalı- sevgisinin de kökeni oluyor. Taberi Tarihi’nde yer alan haberde; “...İsa, Ham’dan: Nuh memleketlerin su altında kaldığını nasıl bildi diye sorduğunda Ham: Nuh haber almak üzere Karga gönderdi. Karga bir leş görerek ona yapıştı. Nuh Karga’ya korkak olmakla beddua etti. Bundan dolayı Karga evlere alışmıyor. Nuh bundan sonra Güvercini gönderdi. Güvercin gagasıyla ısırarak zeytin yaprağı getirdi.” şeklindeki rivayette görüldüğü gibi de (5), Karga, geri dönmediği iddiası ile açık bir şekilde lanetleniyor. Bu durumda, Karga’ya olan nefretimizin ve bu hayvanı aptal buluşumuzun yanında, sevmeyişimizin kökeni de -bu iddiayı Babil Tufan Öyküsünden alarak aktaran- muharref Tevrat olarak yerini de bulmuş oluyor…
Haliyle de, Nuh Tufanı’nın bitimine yakın Nuh Peygamberin, kara’yı bulmak için Karga uçurduğu ve Karga’nın geriye dönmediği rivayetinin doğru olmadığı da ortaya çıkmış bulunuyor. Dolayısıyla da, Le Fontaine’in, “Tilki ile Karga” hikayesindeki ‘aptal karga’ öngörüsünün inancından, Eski Ahid (Tevrat-İncil) kökenden kaynaklandığı da anlaşılabiliyor…
Bu noktada açıklanması gereken soru, bilimsel çalışmalara konu olan, Karga’nın en zeki hayvan olduğu sonucunu nereye oturtmamız gerektiği oluyor?..
İşte, bu sorunun cevabı için de, bütün bilim dallarının rehber (kaynak) kitabı olan Kur’an-ı Kerim’e; O’ndaki “iki kardeş kıssası”na bakmamız gerekiyor…
Bunu yapıp, Maide Suresi’nin 27-31’nci ayetlerine baktığımızda, nefsine uyarak kardeşi Habil’i öldüren Kabil’e; kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstermek için bir Karga’nın gönderildiğini bilebiliyoruz:
“Onlara, Adem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş), "Andolsun seni öldüreceğim" dedi. Diğeri de "Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder" dedi (ve ekledi:)” Kur’an-ı Kerim : Maide (5) 27
“Andolsun ki sen, öldürmek için bana elini uzatsan (bile) ben sana, öldürmek için el uzatacak değilim. Ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.” Kur’an-ı Kerim : Maide (5) 28
“Ben istiyorum ki, sen, hem benim günahımı hem de kendi günahını yüklenip ateşe atılacaklardan olasın; zalimlerin cezası işte budur.” Kur’an-ı Kerim : Maide (5) 29
“Nihayet nefsi onu, kardeşini öldürmeye itti ve onu öldürdü: bu yüzden de kaybedenlerden oldu.” Kur’an-ı Kerim : Maide (5) 30
“Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Katil kardeş) "Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar da olamadım mı ki, kardeşimin cesedini gömeyim" dedi ve ettiğine yananlardan oldu.” Kur’an-ı Kerim : Maide (5) 31
Kur’an-ı Kerim kaynaklı bu haberlerde, Karga’ya yönelik en küçük bir aptallık haberi bulunmuyor. Dahası da, Karga, öldürülen Habil’in cesedinin gömülmesi şeklini göstermek için gönderilmiş bir yol gösterici konumunda da bulunuyor… Bu sebeple de, Tevrat’tan gelen, Karga’nın lanetlenmesi (aptal olduğu) haberi de kendiliğinden anlamsızlaşıyor. Çünkü, Kur’an kıssası’nda Karga, seçilmiş hayvan oluyor. Böyle olunca da, Karga’nın hayvanlar dünyasının zeki hayvanlarının başında gelmesinin şaşılacak bir yönü de olmuyor…
Bu gerçeğin yanında, “Klavuzu Karga olanın burnu b..tan kurtulmazmış” deyiminde, Karga’ya atfedilen güvensizliğin anlamsızlığı da ortaya çıkmış bulunuyor…
Demek ki de, Karga’ya atfedilen deyimin doğrusu, “Klavuzu Karga (yol göstericisi) olmayanın burnu b..tan kurtulmazmış” oluyor… Bu durumda da, sizin, bizim de, kendimize bir Karga, ‘yol gösterici’ bulmanız da vazgeçilmez oluyor…
Çünkü, hayatımız her gün ‘Seçim/Tercih’… Ya da davranışlarımızda her dem ‘Tercih/Seçim’ oluyor…
Tercihlerimiz, geçici mekanımız olan yaşadığımız Evren Sistemi’mizdeki huzurumuz ve mutluluğumuzu, ama aynı zamanda, kalıcı mekan olan Ahiret Yurdu yaşamımızdaki konumumuzu da belirliyor…Hâl bu olunca da, “tek gerçek yol gösterici”yi bulmak da zorunluluk oluyor…
“Gerçekten onlara....yol gösterici...olarak, ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik.” (Kur’an-ı Kerim : A’raf-7/52)
Hadi bakalım, kolay gelsin!.. Tercih sizin, bizim de…
Ahmet MUSAOĞLU / 30.06.2010
http://www.ahmetmusaoglu.org
http://www.ahmetmusaoglu.com



