Nihayet Ademoğlu gözüktü!
"İnsanı en güzel bir şekilde (ahseni takvim) yarattım." (Kur'an/Tin:4) âyetinin göz kamaştıran gerçeği uyarınca insan, Evreni anlamaya; kanunlarım kavramaya başladı. Çünkü canlılar âleminde yalnız o "ilmen yakîn" mertebesine ulaşabilir. Çünkü "en güzel yarattık" hükmü insanın sadece yüz güzelliği bakımından değil; zekâsı, bilinci, düşünce ve fikrî yapısıyla da en güzel, en ideal ölçüde yaratıldığını anlatıyordu.
O zaman insan etrafına bakındı ve anladı ki, içinde bulunduğu ve yaşadığı Evren oyun olsun diye yaratılmamıştır.
"Biz gökleri ve yeri oyun ve eğlence olarak yaratmadık."
(Kur'an/Enbiya:16)
Oyunda hesaplama, planlama ve düzenleme yoktur. Gelişiğüzellik ve rastlantı vardır, tesadüflere dayalı bir şans mevcuttur. Oysa Evren sözlüğünde bu kelime yer almaz. Çünkü kozmosta sadece ve sadece bilgi vardır, bilinç vardır.
İnsan düşündü ve aşağıdaki kararlara vardı:
Kütle çekim yasası denilen ve gravitasyon olarak da anılan New-ton yasasının ortaya koyduğu kuvvet, elektromagnetik etkileşimden tam 1039 kez daha küçüktür. (10x 39 değil, 1 'nin yanında 39 adet sıfır konmakla elde edilen bir büyük sayı) Eğer bu iki kuvvet arasındaki bağ şimdiki gibi 1039 değil de örneğin 1033 olsaydı, gökteki yıldızların hepsi milyar kez daha az kütleli olacaklar ve sonuçta milyon kez daha hızlı yanarak kül haline geleceklerdi.
Zayıf çekirdek etkileşimi, çekim kuvvetinden 1028 kez daha büyüktür. Eğer zayıf etkileşim, şimdikinden çok çok az değerde bulunsaydı, şu anda Evrendeki hidrojen çabucak helyuma dönüşecek ve hidrojen azalmış olacaktı. Sonuçta hayat için en lüzumlu olan unsur olan su meydana gelmemiş olacaktı.
Eğer güçlü çekirdek kuvveti, şimdikinden sadece ve sadece % 2 oranında daha az değerde olsaydı, proton denilen o harika temel parçacık oluşmayacak ve sonuçta atom şekillenmemiş olacaktı. Bu etkileşim yine şimdiki değerinden %5 oranında daha küçük olmuş olsaydı, şu koskoca uzayda hiçbir yıldız görülmeyecekti.
Çekirdek içindeki proton ile nötronun kütlesi arasındaki fark, şimdikinden az farklı olsaydı, Evrendeki bütün protonlar nötrona dönüşecekler, böylece kimya denilen bir bilim dalı mevcut olmayacaktı, yani canlılık kimyası ile tanışmamış olacaktık.
Yukarıda belirtilen gerçekleri çoğaltmak mümkündür. Ama biz şu anda, ileri düzeyde yazılmış çok sayıdaki kitaplarda belirtilen ortak bir yargının altını çizmek istiyoruz. Şöyle sesleniyor fizikçiler:
"Çevremizde gördüğümüz veya görmediğimiz makro ya da mikro düzeydeki âlemlerin işleyişinde görülen hassas dengenin ortaya çıkardığı belirli katsayılar o kadar ince bir ayarlama ile ortaya çıkmışlardır ki, eğer bu sabitlerin birinde en ufak bir değişiklik olsaydı, bizler burada olamaz ve bu tartışmayı yapamazdık."
Şimdi gelelim daha da ayrıntılı olarak "ince ayarlar" meselesine. Satır başlarında özet olarak hassas dengelerimizi sıralayalım:
1. Eğer Sistemimizde birden fazla güneş olsaydı, ne olurdu? Cevap: Dünyanın yörüngesi alt üst olurdu.
2. Eğer Güneşimiz şimdikinden daha yaşlı veya daha genç olsaydı neler olurdu? Cevap: Daha genç olsaydı yakıt için gerekli olan kararlılığa erişemez; şimdikinden daha yaşlı olsaydı o zaman da ışık ve ısısı azalmış olacaktı.
3. Güneşimizin şimdiki gibi Samanyolu Galaksisinin merkezine olan yakınlığı az ya da çok olsaydı ne olurdu? Cevap: Çok yakın olsaydı, enerjisi çok yüksek olacak, Dünya üzerinde hayat mümkün olmayacak, şimdikinden daha uzak olsaydı bu kez de çevresindeki gezegenlerin yapısını oluşturan kimyasal elementler çok farklı olacak; canlılık oluşamayacaktı.
4. Eğer Güneş, şimdiki kütlesinden daha ağır ya da daha hafif olsaydı ne olurdu? Cevap: Daha hafif olsaydı, çekim gücü azalacak ve yeryüzünün yörüngesi bozulacak; daha ağır olsaydı bu kez de enerjisi artacak ve hayat çok zorlaşacaktı.
5. Eğer Güneşimizin spektrumunda daha fazla kırmızı renk ya da daha fazla mor renk olsaydı ne olurdu? Cevap: Her iki halde de fotosentez denilen olay gerçekleşemez; ışık enerjisi bitkiler yardımıyla kimyasal enerjiye dönüşemez ve "besin zinciri" oluşamazdı.
6. Dünyanın şimdiki kütlesi ve buna bağlı olarak çekim gücü şimdikinden daha fazla veya daha az olsaydı ne olurdu? Cevap: Daha fazla bir çekimde günlük hayatın zorluğu bir yana; Arz çevresini tamamen kaplayan atmosfer tabakasında şimdi bulunan hassas oranlar olmaz; onun yerine amonyak gibi solunumu imkânsız gazlar egemen olurdu. Daha az bir çekimde ise Dünya atmosferinde su bulunamaz ve hayatın en önemli gereği eksik kalırdı.
7. Eğer Dünyamızın Güneşten olan uzaklığı şimdikinden daha fazla ya da daha az olsaydı ne olurdu? Cevap: Güneşten daha uzak konumda olan bir Dünyada sular buz keser; daha yakm bir konumda ise kaynar sular her tarafı kaplardı.
8. Dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüş periyodu (24 saatlik periyot) şimdikinden daha uzun ya da daha kısa olsaydı ne olurdu? Cevap: Daha uzun bir dönüş sırasında günlük sıcaklık değişimi çok fazla olacak, bitkiler aşın don tehlikesine maruz kalacaklar; daha kısa dolanımda ise rüzgârın hızı, yönü ve dağılımı çok kararsız değerlere ulaşacak; sonuçta atmosferin ayarı bozulacak hayat olumsuz yönde etkilenecekti.
9. Dünyamızın bir mağnetik alam olduğunu ve bu alan nedeniyle her iki kutup arasında kuvvet çizgilerinin mevcut olduğunu biliyoruz. Eğer mağnetik alan şiddeti şimdikinden daha az ya da çok olsaydı ne olurdu? Cevap: Daha şiddetli bir mağnetik alanda mağnetik fırtınalar çok yüksek değerlere varır; daha düşük bir şiddette ise Güneşten uzaya püsküren zararlı elektrik parçacıkları, yeryüzüne ulaşır ve büyük tahribata neden olurdu.
10. Dünyanın yörünge düzlemi ile yaptığı açının 23° 27' olduğunu biliyoruz. Bu eğim şimdikinden daha fazla ya da daha az olsaydı ne olurdu? Cevap: Eğim açısının artması, yüzey sıcaklık değerleri arasındaki farkı büyütecek daha az eğim açısı aynı şekilde Arz yüzeyindeki sıcaklık dağılımını aşırı ölçüde değiştirecekti.
11. Dünyamıza gelen Güneş ışınlarının yüzeydeki yansıtma oranına "Albedo" diyoruz. Bu oran %35 olarak ölçülmüştür. Albedo oranının şimdikinden daha az ya da daha çok olması halinde ne olurdu? Cevap: Oran artarsa kutuplardaki buzullar artar, azalırsa "gre-enhouse" denilen sera gazları, tüm atmosferi kaplar, her iki durumda bu iklim şartlarında yaşam oluşmazdı.
12. Havada oksijen %22 oranında azot (nitrojen) ise %77 oranında bulunur. Eğer oksijenin nitrojene olan oranı şimdikinden daha az ya da çok olsaydı ne olurdu? Cevap: Her iki halde de yaşam imkânsız hale gelirdi.
13. Havadaki karbondioksit ile su buharının bulunma oram şimdikinden daha az ya da daha çok olsaydı ne olurdu? Cevap: Oranın artması veya azalması benzer sonuçları doğuracaktı. Her iki durumda da Dünyamız, iklim açısından yaşanmaz duruma gelirdi.
14. Atmosferde bulunan ve yerden yaklaşık 50 km yukarıda yer alan incecik bir ozon tabakası vardır. Bu ozon gazının miktarı şimdikinden daha fazla ya da daha az olsaydı ne olurdu? Cevap: Daha kaim bir ozon tabakası, yeryüzü sıcaklığım çok düşürecekti. Daha az orandaki ozon ise yüzey sıcaklığını aşırı derecede arttıracak, ultraviyole (mor itesi) ışınlar fazlaşacak ve sonuçta hayat oluşmayacaktı.
Bunlara ve dahasına da rağmen hayat var!..
Peki de, insan gerçekte düşündü mü!... Ne kadar insan düşündü!..
Taşkın Tuna
taskin.tuna@gmail.com



