ÇAĞRI... HER DEM ÇAĞRIM

 


Okumak için tıklayınız...

 

 

 

 

Üye Girişi

 

 

Haber Listesi

Haber listemize kaydolarak tüm yeniliklerimizden haberdar olabilirsiniz.

 

Taşkın Tuna

Gönül Kapısı

Elif Sönmezışık

Kelimeler ve Endişeler

H.Nurcan Yazıcı

Karınca Kararınca

Ebru Dilek Karahasan

Ayak izleri

Safiye Abdullahoğlu

Tuzlu Kahve

Ahmet Musaoğlu

İnsanın Gerçeği

KADINI TANI!
14.05.2010

Kadını tanı!

Hiç kalmadı soran; ne var insanda?

Ben duvarda ezik bir böcek miyim?

Yoksa pırıl pırıl, tek damla kanda;

Kâinatı süzen bir mercek miyim? N. F. Kısakürek

''Kendini bilen böyle mi yapar'' denir ya... Kadına da, erkeğe de her adımda, her söylemde en önemli dilek, " kendini tanı!"dır. İnsanın, kendini tanıması, kendini sorgulaması ve kendisiyle ilgili bilinmezlere cevap araması ve farkını yaratması gerekir?

Yoksa yaşamını kendin yönetemez, bir sivrisinek gibi ya başkalarının kanı ile beslenir ya da sana dayatılan kimlikle başkaları için yaşarsın. Bu aşamada "kimliğini bilmesi, kendini tanımlayabilmesi için" kişinin de, düşünebilme, görebilme, çok iyi tahlil edebilme yetisine ve hepsinden önemlisi bilgiye ihtiyacı olacaktır.

Hala tam anlaşılamamış bir kavramdır, kimlik! Çoğumuzun "kimlik "deyiverince anladığı tek şey! "Bir bilgiler kitapçığı".. içinde, doğum yeri, fotoğraf, fiziksel özellikler... yani, ilk, ben de varım diyebildiği, bir ispat vesikası oluyor.

İnsan, dini, ülkesi, etnik kökeni, kurumu, sosyal çevresi, ailesi, kültürü... çoğu zaman bunlardan biri ile anılır da... sanırlar ki kimlik sadece bunlardan biri ya da ikisinden ibarettir.

Biraz daha derin düşünürsek, yazılanlar dışında, kimlik, birçok öğelerin yan yana gelip, seni yoğurarak, sende oluşturduğu, senin kimseye benzemeyen yanındır.

Gelelim kadının kimliğine; okuduğum bir makalede Türk kadını için "multi-tasking" (aynı anda çok iş yapmak)tanımı kullanılıyordu. Öyle ya Türk kadını çoğu zaman, "anne, terzi, aşçı, doktor, temizlik işçisi, öğretmen ve eş"dir? Ve çoğu kadın da bütün bunları toplumunun onayı ile yürütmeye çalışır.

Ne acıdır ki, kadına bu onayı ve tanımı veren toplum, aynı kadını "birden fazla kimliği, üzerinde hakkı ile taşıyabilme gücüne sahip olduğu anda da" yıpratmaya çalışır. En kötüsü de, ülkemizde bazı kesimlerin,"kadının, sosyal alan içinde özgürlüğünü kullanabilme ve farkını yaratabilme becerisine" gösterdiği tahammülsüzlüğüdür.

"Eric Fromm,“Çağdaşlaşmanın önündeki en büyük engel, özgürlük korkusudur.”der.

Çok ilginçtir ki, yine bu özgürlük, kadın/a "özgürlük kazandırmak"  adına mücadele verdiğini söyleyenler tarafından kısıtlanmaya çalışılmaktadır. Hâlbuki bu tarz" toplumların insanlara sınır koyma işi" yorum, bakış açıları artık köhnemiş, modern dünyanın geçmişinde kalmıştır.

Elbette bilgi ve kabiliyeti ile kendine bir kimlik kazandıran kadın, cinsel kimliğini ortaya getirmeyecektir. Yine aynı şekilde bilgiye ve insani bazı donanıma sahip olanlarda, kadını, fizikî görünümü ile ortaya getirmek yerine, "kadını" sadece bilgi ve becerisine bakarak yorumlayacaklar, "kadının" sosyal alanlarda ki özgürlüğüne tahammül edeceklerdir. Saygın insan, kadının, ürettiği değerlerle toplumda var olmasına ve onun ortaya koyduğu kimliğine saygı duyan insandır.

Gittikçe herkesin birbirine benzediği bir ortamda bireyin kendi farkını ortaya koymasına tahammülsüzlük, toplum olarak en önemli sorunu/muz oluyor.

Biz kadınların bu noktada yapacağı tek şey, dayatılan kimlikle değil var ettiğimiz kimliğimizle toplum içindeki yerimizi  konumlandırmamızdır. Bunun sonucunda da  toplumda "kendimiz olup" " gerçekte ben kimim?" sorusuna daha anlamlı cevap verebilme gücüne ulaşabiliriz...

H.Nurcan YAZICI

yucekul050@hotmail.com


Yorum Yaz

  •  [ değiştir ]

                                                                      Ana Sayfa  Eserler   Yazar Hakkında   Basın Galerisi    Forum    Ziyaretçi Defter        Sunum İzle       İletişim