ÇAĞRI... HER DEM ÇAĞRIM

 


Okumak için tıklayınız...

 

 

 

 

Üye Girişi

 

 

Haber Listesi

Haber listemize kaydolarak tüm yeniliklerimizden haberdar olabilirsiniz.

 

Taşkın Tuna

Gönül Kapısı

Elif Sönmezışık

Kelimeler ve Endişeler

H.Nurcan Yazıcı

Karınca Kararınca

Ebru Dilek Karahasan

Ayak izleri

Safiye Abdullahoğlu

Tuzlu Kahve

Ahmet Musaoğlu

İnsanın Gerçeği

BUGÜNKÜ TASAVVUF ANLAYIŞI, “İSLAM ANLAYIŞINI” YOKEDİYOR Ahmet MUSAOĞLU
27.06.2011

İbn ARABİ ile İmam RABBANİ

‘Vahdeti Vucüd’ ile ‘Vahdeti Şuhud’

“BUGÜNKÜ (yaygın) TASAVVUF ANLAYIŞI”,  “İSLAM ANLAYIŞINI” YOKEDİYOR..

Ahmet MUSAOĞLU

 

 

Vahdeti Vucüd ile Vahdeti Şuhud ‘bazı farkları’

Âlemin gölge olduğu konusu:

Vahdeti Vucüd ehline göre; “Âlem Allah’ın isim ve sıfatlarının GÖLGEsidir. Âlem hayaldir ve gerçekliği yoktur. Var olan sadece Allah’ın zatıdır”

Vahdeti Şuhud ehline göre; Âlem gölge olmakla birlikte, bir gerçekliği vardır, hayal ürünü değildir. Hem bu GÖLGE ASILDAN farklıdır.

BANA GÖRE; Vahdeti Şuhud ehlinin görüşü doğrudur. Herşeyi “yokettikten sonra/Kıyamet” geriye kalacak olanın sadece “ZATI” olduğunu bildiren Kur’an ayeti de “bir gerçeklik olduğunu” doğrulamaktadır. 

 

 

Kötülüğün Göreceliliği konusu:

Vahdet-i vucüda göre; her şey Allah’ın bir tecellisi olduğu için, mutlak kötülükten bahsetmek mümkün değildir, Küfür de zatı itibariye kötü değil, imanla karşılaştırıldığında, kötüdür.

Vahdeti Şuhud görüşü ise; âlemin aslını ademler (yokluklar) oluşturduğu için kötülük izafi değil, ASLİ’dir diyor.

BANA GÖRE; Vahdeti Şuhud ehlinin görüşü doğrudur. “Kötü” ve “İyi” ortada vardır ve bazı kişiler, “kötüyü tercih ediyor”. Vahdet-i Vucüdcuların görüşü yanlış olduğu için de, bugünlerde bazıları, “gavurları dost ediniyor, cennete de gönderiyor”

 

 

Cehennemdeki azabın daimiliği:

Vahdeti vucüd, cehennemde sürekli kalmayı hak edenler için azabın devamlı olmayacağını, bir müddet sonra onların serinlik duyacaklarını söylerken...

 Vahdeti Şuhud görüşü ise, cehennemdeki (sürekli kalacaklar için) azabın sürekli olacağını söylüyor.

BANA GÖRE; Vahdeti vucüdcüların bu görüşü de yanlış olduğu için, bugünlerde “kimileri”, “gavuru cehenneme sokmamayı” yaşatıyor..

 

 

Velayet - Nübüvvet ilişkisi:

Vahdeti vucüdçülara göre, bir peygamberin velilik yönü, onun nebilik yönünden daha üstündür, çünkü velayet Allah’a, nübüvvet kullara yöneliktir.

Vahdeti şuhuda göreyse, nübüvvet velayetten üstündür. Çünkü nebilik sadece insanlara yönelik değil Allah’a da yöneliktir.

BANA GÖRE; bunda da ‘Vahdeti Şuhud’ ehlinin görüşü doğrudur. ‘Vahdeti vucüd’ anlayışı, kişinin “hacısını hocasını neredeyse peygamber” konumuna sokuyor.

 

 

Sonuç olarak:

Vahdeti vucüdçülar, Kur’an’ın, “aşikar- bildirdiğine” değil, “kelama” kaçınca şaşı(rı)yor. Bu açıklamam İbn ARABİ’yi “toptan RED” demek değildir. İmam RABBANİ’de zaten O’nu tamamen reddetmemiştir. Fakat, “İbn ARABİ görüşleri” denilenlerde YANLIŞLIK VARDIR. Bu O’nun mu görüşleridir?

Muhtemeldir ki, O’nu “taklid edenler” ıstılahına “kelam yürütünce” SIKINTILAR ortaya çıkmıştır. Mesela, İbn ARABİ üzerinden “cifr/KIYAMET tarihleri” öngörüleri hâlâ da ortalıkta dolaşıyor ki, BU TÜR İDDİALAR (eğer) İbn ARABİ’den geliyorsa bile büyük yanlışlıklardır.

Tıpkı, gavuru “gavur (gayrimüslim/ÖTEKİ) olmaktan” çıkartanların ya da “İLAHİ OLAN İslam ile” “İlahi olmayan DİĞERLERİNİ” AYNİLEŞTİRİP; özdeşleştirip “İSLAMI REFORME EDENLERİN”, İbn ARABİ’Cİ LER ARASINDAN çıkması gibi…

İşte, bunun için ‘İbn ARABİ(cilik)’ ÖNE ÇIKARTILIYOR, “İmam RABBANİ(cilik)” de bunun için öne çıkamıyor.

“Yanlış olan görüşler” doğru olanı ÖRTMÜŞ bulunuyor.

 

 

Bu görüşüm, İmam RABBANİ “hata yapmaz” demek değil.. Hangisi olursa olsun -teveccüh gösterilen “ALİMLER, PEYGAMBER OLMADIKLARI İÇİN”, hata yapabilirler…

Bize düşen, onların YANLIŞLIKLARINA KARŞI ÇIKMAMIZ, UYMAMAMIZDIR…YOKSA ONLARI “YANILMAZ” YAPMAK değil… Ne yazık ki bu yapılmıyor.

 

 

Olmakta olana bakınız: Mesela… –BUGÜN şu (falan) partiye, 4 yıl öncesinde ise başka bir partiye, daha dört yıl öncesinde de –onun da öncesinde de- şuna buna DESTEK verip, “SEVENLERİNİ YÖNLENDİRENLERİN HANGİ TERCİHLERİ DOĞRU”

“DOĞRU” olan bir şey yok, “DOĞRU” denilen şey, “DEĞİŞMEZ”

O zaman olmakta olan ne:

“Bugünkü tasavvuf anlayışı” SIKINTI(lı) olmasını sürdürüyor..

 

 

“Kur’an” bir tarafa BIRAKILMIŞ, hacısını hocasını “okumaktan” Kur’an’ın okuyanı “neredeyse yok”… “Gerçek Hadis-i Şerifler” dikkate alınmıyor, “TOZLANDIRILMIŞ (Kur’an’a aykırı) HADİSLER” üzerinden “Coniliğim İslamı (İslamdışılık) yerleştiriliyor”

 

 

Yapılması gereken: Hacılar ve hocaların da”, tıpkı siyasiler gibi, YANLIŞ YAPABİLECEKLERİ KABUL EDİLMELİ; yanlışlıları SORGULANMALI ama, Kur’an’ın sıklıkla yaptığı “AKLETMEZ MİSİNİZ?” uyarısına rağmen “akıllar”, hacıya hocaya ve de siyasetçiye TESLİM EDİLMİŞ; bugünkü perişanlığımızın sebebi “sorgulama” yapmayışımız oluyor..

 

 

EZCÜMLE:

“BUGÜNKÜ (yanlış) TASAVVUF ANLAYIŞI”, hacısını hocasını yaşatıyor ama, “İSLAM ANLAYIŞINI” YOKEDİYOR..

Bu düşüncelerim, TASAVVUFA karşı çıkıyorum DEMEK OLMUYOR.

“Gerçek Tasavvuf” YAŞAMALI demek oluyor…

 

 

 

 

                                                                      Ana Sayfa  Eserler   Yazar Hakkında   Basın Galerisi    Forum    Ziyaretçi Defter        Sunum İzle       İletişim