TRABZON’A MEKTUP-14

MUHTEREM DOSTUM
ARAŞTIRMACI-YAZAR
AHMET MUSAOĞLU’NA
ARAŞTIRMACILIK VE YAZARLIK HAKKINDA
MURAT YÜKSEL
24 HAZİRAN 2005 - ISPARTA
İÇİNDEKİLER
- Trabzon seyahatim ve anılar
- Araştırmacılığınız ve ilminiz
- Yazarlığınız
- Dernekçiliğiniz - Sendikacılığınız
- Çocuklarınız
- İnsanlığınız
- Edebî kişiliğiniz ve üslûbunuz
- İlim yolunda köstekler ve haset illeti
- İlim adamlığı ve Araştırmacılık
- Özgün çalışmalarınız
- Hazırlanıştan basıma kitabın hikâyesi
- Telif hakkı, Yazarın fedakarlığı ve mağduriyeti
- Tarihten günümüze devlet adamı ve âlim marifet
ve iltifat
- Kitaptan yoksun okumayan toplum
- İlimden maksat nedir?
- Sonuç ve veda
EÛZÜ BİLLAHİ MİNE’Ş-ŞEYTÂMİ’R-RACÎM
BİSMİLLÂHİ’R-RAHMÂNİ’R-RAHİM.
EL-HAMDU LİLLÂHİ RABBİ’L-ÂLEMİN
VASSALÂTU VE’S-SELÂMU ALÂ SEYYİDİNÂ MUHAMMEDİN
VE ÂLİHİ VE SAHBİHİ ECMA’ÎN
TRABZON’A MEKTUP-14
MUHTEREM DOSTUM
ARAŞTIRMACI-YAZAR
AHMET MUSAOĞLU’NA
ARAŞTIRMACILIK VE YAZARLIK HAKKINDA
Hamdler olsun âlemlerin Rabb’ine
Şükürler olsun Hayrü’l-Fâtihîn’e
Hamdler olsun Ahsenü’l-Hâlıkîn’e
Şükürler olsun Hayru’y-Râzıkîn’e
Minnet olsun Erhamu’r-Rahimîn’e
Sena olsun Ahkemü’l-Hâkimîn’e
Salât olsun Allah’ın Habîb’ine
Selâm olsun kalplerin tabibine
Salât olsun Seyyidü’l-mürselîn’e
Selâm olsun Şefî’ü’l-müznibîn’e
Salât olsun canların cananına
Selâm olsun Nebiler sultanına
Sevgili Dostum Ahmet Musaoğlu
Ey gittiği daim olan Hak yolu
Yüce Allah’ın selâmı rahmeti
Bereketi merhameti nimeti
Üzerine olsun lütf u keremi
Ey dostların azizi muhteremi
TRABZON SEYAHATE ANILAR
Yedi yıl geçtikten sonra aradan
Kavuşturdu şükür bizi Yaratan
Kanunî Vakfı eyledi daveti
Memnuniyetle ettim icabeti
Kanunî’nin devletteki haşmeti
Muhibbî’lik yönü ve muhabbeti
Üzerinde bir konferans vermiştim
Sevgi postunu kalplere sermiştim
Trabzon’da tam dokuz gün kalmıştım
Muhabbetin deryasına dalmıştım
Sanki rüya gibi gezdim her yerde
Gönüllerde ellerde ve dillerde
Parlamıştım ışık gibi gözlerde
Harlamıştım ateş gibi özlerde
Yüzlerce arkadaş şair ve yazar
Kavuşmalar sanki şölen ve pazar
Yılların hasreti dinmişti bir an
Dünler bugün olmuş, durmuştu zaman
Hatıralar hatıralar sohbetler
Muhabbetler muhabbetler hasretler
Ölenlerin anıları acılı
Kalanların yürekleri sancılı
Sağlam kurulmuş dostluğun bağları
Sıkı örülmüş sevginin ağları
Genç kalemler olmuş birer
kelebek Üstatlar çiçek olmuş öbek öbek
Dostlar nice yeni eser vermişler
Vitrinlere sergilere sermişler
Yeni çıkan kitaplara sevindim
Mutlu oldum dostlarımla övündüm
Dokuz yıla bedel dokuz gün oldu
Sanki her bir saate bir gün doldu
Allah’ıma eyledim hamt ve şükür
Dostlarıma hem ederim teşekkür
Isparta’da hep sizleri anarım
Anar anar anılarla yanarım
ARAŞTIRMACILIĞINIZ
VE
İLMİNİZ
Değerli Dostum Ahmet Musaoğlu
Gönlüm size sevgi ile dopdolu
Araştırmacı-yazarlar içinde
Araştırdınız ilmi siz derinde
Binlerce yazıyı araştırdınız
Yüzlerce kitabı karıştırdınız
İncelediniz hem nice bölgeler
Taradınız siz binlerce belgeler
Girilmeyen konulara girdiniz
Erilmeyen çok sırlara erdiniz
“Yaratılışın Altı Günü” gibi
Derin bir kuyu ki gelmez hiç dibi
Nasıl yaratıldı sonsuz kâinat?
Galaksiler yıldızlarla semavat
Sudan nasıl yaratılmış bu varlık?
Önce neyi nasıl yarattı Halik?
Altı günden maksat nedir zamanda?
Nasıl olur “Kün-fe-yekûn” bir anda?
Kâinatta denge nasıl kurulmuş?
Her varlığa Hakk’ın mührü vurulmuş
Göklerle yer nasıl olup ayrılmış?
Başlangıçtan sona nasıl varılmış?
Akıl ve mantıkla ne diyor insan?
Olur muydu olmadan bir Yaratan?
Nasıl sapmış bu konuda sapanlar?
Aklı fikri nefsi ilâh yapanlar!
Yeryüzünde nasıl dikilmiş dağlar?
Nasıl yayılmış ovalar ve bağlar?
Nasıl açılmış kapanmış perdeler?
İnsan hayvan bitki burda nerdeler?
Orta yere serilmiş hep ayetler
Hadislerle gerçekler ve hikmetler
Sapanlara cevaplan verilmiş
Hesapların yanlışlığı görülmüş
Bu kitap sahasında belki de tek
Övgü değil işte eser ve gerçek!
Bu konuda yazalım iki ayet
Sözümüze gelsin feyiz bereket
Şüphesiz Rabb’iniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arş üzerine istiva eden; gündüzü, durmadan kovalayan geceyle bürüyen, güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğdiren Allah’tır. İyi bilin ki yaratmak ve emretmek ona aittir. Âlemlerin Rabb’i Allah’ın şanı ne yücedir:
A’râf (7), 54.
Ayetlerimizi onlara, ufuklarda ve kendi nefislerinde göstereceğiz ki, onun (Kur’an’ın) hak olduğu onlara apaçık belli olsun. Rabb’inin her şeye şahit olduğu yetmez mi?
Fussilet (41), 53.
Hakkında var gerçi nice alâmet
“Kıyamet” kitabı ayrı bir kıymet
Kur’an’da sayılmış türlü alâmet
Hadislerde edilmiş çok rivayet
Duhan, Deccal, Dâbbetü’l-arz alâmet
Batıdan doğacak güneş işaret
Ye’cüc ve Me’cüc’ün güne çıkışı
Bazı yerlerin batması çöküşü
Hazret-i İsa’nın yere inişi
Yerde gökte Hakk’ın daha çok işi
Mü’min kâfir o gün nasıl olacak?
Ettiğini herkes nasıl bulacak?
Yok oluş “ses”le nasıl başlayacak?
Gökler dünyayı nasıl taşlayacak?
Hareketler nasıl birden duracak?
İşleyişe nasıl sekte vuracak?
Herşey sondan başa nasıl dönecek?
Parlayan yıldızlar nasıl sönecek?
Nasıl yıkılacak düzgün yapılar?
Nerden nere açılacak kapılar?
Kâinatın sonu nasıl olacak?
Yeni düzen nerde vücut bulacak?
Kabirlerden çıkış nasıl olacak?
Toplantıya akış nasıl olacak?
Mahşer ve mizan nasıl kurulacak?
Mahkeme-i Kübra nasıl olacak?
O gün yüzler hangi hâli alacak?
O gün gözler hangi hâli alacak?
Kimler pişman kimler hüsran olacak?
Kimler mutlu kimler handan olacak?
Cennetteki akıl almaz güzellik
Görülmeyen duyulmayan özellik
Acep nasıl cehennemin dehşeti
Dağlar gibi alevlerin şiddeti
Daha ne varsa kıyamete mahsus
Ahiret ahvaline dair husus
Ayrıntılı geniş geniş verilmiş
Kaynaklarla göz önüne serilmiş
Onlar (kıyamet) saatinin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Şüphesiz onun şartları geldi (alâmetleri belirdi). Onlara saat (kıyamet) geldiğinde öğüt almaları neye yarar?
Muhammed (47), 18.
İnsanlar senden kıyametin saatini soruyorlar. De ki; Onun ilmi Allah katındadır, Ne bilirsin belki o saat yakında olacaktır
Ahzâb (33), 63.
“Uygarlığın Tarihi”ne gelince
Baştan başa ders ve ibrettir bence
İnsanoğlu nasıl yaratılmıştır?
İlk temeller nerede atılmıştır?
Kaynağını nerden alır uygarlık?
Esasen nerden gelmiştir bu varlık?
Medeniyet çağlarla mı oluşmuş?
İlim dinle nerde nasıl buluşmuş?
Darvinizm’e şamar olmuş bu kitap!
Evrimcilere verilmiş sert cevap!
İnsanlık tarihi nedir der isen
Peygamberler tarihidir derim ben
Dersen uygarlık merkezi neresi?
Kentlerin anası Mekke yöresi!
Uygarlık tarihi ile ilgili
Nice ilim adamı var bilgili
Bu konuda yazmışlar çok kitaplar
Konuşmuşlar eylemişler hitaplar
İlim diye çok safsata söylenmiş
Gerçek gizlenmiş, iftira eylenmiş
Mutlak hakikati Allah buyurmuş
Kur’an ile âlemlere duyurmuş
Allah’ın bildirdiği hep gerçektir
Elde şaşmaz terazi ve ölçektir
Bu kitabı küçük büyük her kişi
Okumalı bırakarak her işi!
Ve (Allah) Adem’e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek: Eğer doğru sözlü iseniz, bunları bana isimleriyle haber veriniz dedi.
Bakara (2), 31.
Hem “Tarihsel Bir Gerçek Nuh Tufanı”
Açıklamış bunda yer ve zamanı
Tufan nasıl başladı ve gelişti?
Bu muazzam olay nasıl bir işti?
Kur’an bu konuda neler söylemiş
Rivayetler ne hikâyet eylemiş
Nuh’un gemisi nerde aranmalı?
Hangi bölge dikkatli taranmalı?
İkna edici bilgiler verilmiş
Delil ve belgeler öne sürülmüş
“Nuh’un Gemisi Cudi”de” kitabı
Avcılara vermiş doğru cevabı
Bu kitapta daha geniş bilgi var
Öncekinden daha büyük ilgi var
Kur’an’daki ayetler hep taranmış
Nuh ve tufan hadisesi aranmış
İlgili ayetlere yer verilmiş
Sebeplerle sonuçlar gösterilmiş
Nuh, kavmine karşı neler söyledi?
Kavmi ona karşı neler eyledi?
Nuh Tufanı nasıl ve nerde oldu?
Yeryüzü sular ile nasıl doldu?
Yabancılar nerde gemi arıyor?
Ağrı’yı hep ne maksatla tarıyor?
“Ey yeryüzü suyunu yut, ey gökyüzü suyunu tut” denildi. Su kesildi ve iş olup bitti. Gemi, Cûdi üzerinde durdu. Zalimler güruhuna (Allah’ın rahmetinden) uzak olsunlar!” denildi.
Hûd (11), 44.
“Nuh’un Gemisi Cudi’de” kitabı
Bozmuştur hem nice yanlış hesabı
Okuyanlar gerçeği görecektir
Düşmanların sırrına erecektir
“Osman ile Mozart Hesap Lütfen”i
Gördüm beyne batan bir gül dikeni
Karadeniz Haber’de yayımlanan
Yazılar, fakat eskitmemiş zaman
İnsanlara doğruları gösteren
Yanlışları da orta yere seren
Hak ve hakikati tebliğ eyleyen
Bildiğini korkusuzca söyleyen
Kimi zaman bir bilgenin hikmeti
Kimi zaman bir hâkimin Şiddeti
Bazen olur bir annenin şefkati
Bazen kızan bir babanın tokatı
Kimi yazı kürsüdeki bir vaiz
Gönüllerde bırakmıştır derin iz
Rabb’inin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabb’in yolundan sapanı en iyi bilendir ve O, hidayette olanı da en iyi bilendir.
Nahl (16), 125.
Bu kitaplar ilminizi taşıyor
Etkileri zamanları aşıyor
İlim toprağına tohum attınız
Mevcut bilgilere bilgi kattınız
Bir gün tarih gelir bunları yazar
Altın harfler ile ismini kazar
YAZARLIĞINIZ
Karadeniz Haber’deki köşeniz
Olmuş sanki dalgalanan bir deniz
İlim-kültür limanlarında kalem
Olmuş sanki dalgalanan bir alem
Kınına girmeyen bir kılıç olmuş
Bir köşeye üç ayrı logo dolmuş
“İnsanın Gerçeği/Yüzyüze” ile
Trabzon yazıları gelmiş dile
Sadece “İnsanın Gerçeği” ile
Diğer konular alınmıştır ele
Üçüncü logo “Şehrengiz” köşesi
Eski Trabzon’un olmuş gür sesi
Hayali cihan değer geçmiş zaman
“Şehrengiz”de dile gelmiş pek yaman
Dünlerin hüznü bugüne karışmış
Bazen kavga etmiş, bazen barışmış
Yıkılanlar feryat edip inlemiş
Yapılanlar sükût edip dinlemiş!
Eski çamlar bardak olmuş kurulmuş
Tarih-kültür canevinden vurulmuş!
Ölenlerin acıları kalplerde
Anıları hâlâ yaşar her yerde
“Şehrengiz” i okudum bir hoş oldum
Zaman ve mekânı aştım boş oldum
Kitaplaşsa iyi olur derim ben
Etkilendim duygulandım gerçekten
Hüryol’da “Câlib-i Dikkat” köşesi
Sosyo-kültürel yazıların sesi
Ben görmedim böyle velut bir yazar
Allah korusun hiç değmesin nazar
“Akit” gazetesine dahi girmiş
“İnsanın Gerçeğini” yere sermiş
Televizyon programları ile
Bu konular ayrıca gelmiş dile
Kuzey TV, Meltem TV ekranı
Aydınlatmış seyreden çok insanı
Bayrak FM radyosundan yapılan
Nice program var arşivde kalan
Dile gelmiş kalem, kürsü mikrofon
Kullanılmış her vasıta ve her fon
Daima hakkı tavsiye eylemiş
İyi güzel ve doğruyu söylemiş
Hedef büyük yalnız Hakk’ın rızası
Hak yolunda mübarektir gazası
Allah’tan başka kimseden korkmamış
Fincancı katırlarından ürkmemiş
Samimidir halis olmuş niyeti
Yalnız Allah’tan beklemiş ücreti
Hem kalemi adaletten şaşmamış
Adaletin sınırını aşmamış
DERNEKÇİLİĞİNİZ-SENDİKACILIĞINIZ
Değerli Dostum Ahmet Musaoğlu
Bakıyorum yıllarınız dopdolu
Derneklerde yaptığınız hizmetler
Haketmiştir ödüller plâketler
“Teknik Elemanlar Derneği” nde siz
Dört yıl hizmet ve başkanlık ettiniz
“Enerji Bir-Sen”i dahi kurdunuz
Başkanı oldunuz, hep dik durdunuz
“Memur-Sen Konfederasyonumda siz
İl Temsilciliği dahi yaptınız
“İLESAM” ı Trabzon’da kurdunuz
Dernekçilikte çok kafa yordunuz
Bu kadar hizmeti nasıl ettiniz?
Hasıl ömür ve nefes tükettiniz?
Trabzon Lisesi’nde okur iken
Gazete çıkardınız adı “Evren”
Ta o zamandan belli gayretiniz
Ta oraya dayanır hizmetiniz
Yerilen konferansları saymadım
Sözü uzatıp listeye koymadım
ÇOCUKLARINIZ
Çocuklarınız Feyyaz’la Güzin’i
Tanıyamadım henüz hiçbirini
İkisi de mühendislik okumuş
İlmi teknik sahalarda dokumuş
Babalarının tutmuşlar kolunu
Takip etmişler gittiği yolunu
Allah bağışlasın size onları
Kazansınlar hep hayatta başarı
Surette size benzerler muhakkak
Sirette de benzemeliler ancak
İkisinin gözlerinden öperim
Onlara olacak bazı sözlerim
Babaları gibi dindar olsunlar
Onun ahlâkını örnek alsınlar
Meslekte de sizi örnek alsınlar
Parmak ile gösterilen olsunlar
Allah onları korusun nazardan
Kazalardan belâlardan zarardan
Selâm söyler mutluluklar dilerim
Umarım hem unutulmaz sözlerim
İNSANLIĞINIZ
Muhterem Dostum Ahmet Musaoğlu
Bulmuşsunuz siz dosdoğru bir yolu
Esasen var soyunuzda asalet
Atanızdan gelir böyle hamiyet
Bir ecdat ki iman aşkıyla yanar
Salih amellerle Allah’ı anar
Yemiş-içmiş sofrasından nice aç
Yardım görmüş nice yoksul ve muhtaç
Allah için hayırlara koşmuşlar
Cömertliğin dağlarını aşmışlar
Düşünmüşler ki bu dünya fanidir
Ecel bilinmez gelişi anidir
Sarfetmişler Allah için serveti
Cennette bulmuşlar sonsuz devleti
Malı-mülkü bilmişler bir emanet
Etmemişler emanete ihanet
Ta ordan gelir sizdeki cömertlik
Merhametli oluş ve civanmertlik
Arkadaşa dosta karşı vefalı
Hem samimi gösterişsiz her hâli
Dostlarınız eder sizi ziyaret
Ziyaretten olmuş maksat muhabbet
Diller tatlı koyulaşır sohbetler
Asaletten gelir ikram izzetler
İlim-kültür konuları dillenir
Düşünceler ve fikirler bilenir
Meseleler tartışılır arada
Kavga-dövüş asla olmaz orada
Yürekler hep beraber çalkalanır
Dostlar etrafınızda halkalanır
Allah daim eylesin bu dirliği
Ebediyen bozmasın bu birliği
EDEBÎ KİŞİLİĞİNİZ VE ÜSLÛBUNUZ
Ey Trabzon’un değerli evlâdı!
Araştırma sahasının üstadı!
Sağladınız ilme katkı ve yarar
Trabzon eylesin sizle iftihar
İnsanlığı gerçeğe çağırdınız
Gerçekleri korkmadan bağırdınız
Sakınmadınız sözleri dudaktan
Sakınmadınız gözleri budaktan
Hakikat kılıcını kaldırdınız
Dalalet ordusuna saldırdınız
Doğruları belgeli haykırdınız
Yanlışların ellerini kırdınız
Dayandığınız ayet ve hadisler
Verdiğiniz daima doğru haber
Birleştirdiniz ilmi hep İslâmla
Cihat ettiniz kalem ve kelâmla
Güç ve kuvveti İslâmdan aldınız
Daim Kur’an ve sünnette kaldınız
Yıllarca iğneyle kuyu kazdınız
Kalın kalın kitapları yazdınız
Allah rızası idi maksadınız
Anılacak hayırla hep adınız
Görmediniz belki bunda pek destek
Karşınıza çıktı engel ve köstek
Elinizden tutmalıydı nice el
Olmamalı idi mani ve engel
İLİM YOLUNDA KÖSTEKLER VE HASET İLLETİ
Muhterem Dostum Ahmet Musaoğlu
Çok geçmişim ben bilirim bu yolu
Hak yolunda ilerlerken bir kişi
Vahşi ormanda gibidir gidişi
Gizlenmiştir nice yırtıcı hayvan
Sırtlan, kaplan, kurt ve zehirli yılan
Yol vermez balta girmemiş ağaçlar
Terletir dik tepeler ve yamaçlar
Hak ve hakikat yolcusu bir insan
Geri dönmez yılmaz asla bunlardan
Kim ne derse desin artık aldırmaz
İt ürür fakat kervana saldırmaz
İlim adamına haset çok olur
Haset ile iyi amel yok olur
İstemez ki sen gecesin ileri
Sen de onun gibi kalasın geri
O cahilse sen de cahil kalasın
Cehalette bir ve eşit olasın
Aydınlık olmasın olsun karanlık
Nurlanmasın hep kararsın insanlık
Ziya Paşa ne de güzel söylemiş
Haseti veciz ifade eylemiş
Erbâb-ı kemâli çekemez nâkıs olanlar
Rencîde olur dîde-i huffâş Ziya’dan
İLİM ADAMLIĞI VE ARAŞTIRMACILIK
İlim adamının kitap yazması
Sanki iğne ile kuyu kazması
Dağlar gibi kitapları okumak
Her satırı ilmik ilmik dokumak
Gerektiğinde bir cümlelik hüküm
İçerde kalan bir ukde ve düğüm
Onlarca kitabı okutur sana
Kitap yazmak değil boya badana
Araştırmacı terk eder huzuru
Binlerce kitaba döker göz nuru
Evde özel kütüphane kuracak
Kitap satın alacak kucak kucak
Kitaplara lâzım bir kütüphane
İtiraz var yer darlığı bahane!
Başta evin hanımı karşı çıkar
Anlaşmazlık ve tartışma can sıkar
Mücadele başlamıştır içerden
Araştırmacı vurulur ciğerden
Bu tartışma ömür boyu sürecek!
Eşler nice huzursuzluk görecek
Araştırmacı zaman kaybedemez
Kütüphanelere sık sık gidemez
Başvuru niteliğinde eserler
Elinin altında almalıdır yer
Gece-gündüz bakıp karıştıracak
Kendini zamanla yarıştıracak
Araştırmacı için her bir eser
Ustanın atölyesinde aletler
Hangisi ne zaman lâzım olacak
Bilinmez hepsi de lâzım muhakkak
Kimi alet kullanılır pek sıkça
Kimisi de bir ihtiyaç oldukça
Ansiklopediler ile sözlükler
Kullanılır ihtiyaç düşse eğer
Bazı kitaplar vardır ki muhakkak
Lâzım olduğunda okunur ancak
Kimi kitapları okumak gerek
Tekrar tekrar düşünerek süzerek
Kitap yazacak bir araştırmacı
Hakikat olmalı yalnız amacı
Araştırdığı konuyla ilgili
Olmalıdır yetkili ve bilgili
Önce tüm kaynakları taramalı
Yazılan kitapları aramalı
Yazılan makaleleri görmeli
Mevcut olan bilgilere ermeli
Konunun uzmanlarına sormalı
Kafasını uzun uzun yormalı
Orijinal eser vermeli ancak
Getirmeli bir yenilik muhakkak
Olmamalı kopyacı aktarmacı
Olmalıdır özgünlük tek amacı
Fakat bir konuda varsa da eser
Eksiklikler yanlışlar varsa eğer
Tamamlamak ve düzeltmek için hem
Kitaba vardır ihtiyaç ve önem
ÖZGÜN ÇALIŞMALARINIZ
Değerli Dostum Ahmet Musaoğlu
Görüyorum sizi bunda pek dolu
Hem bakir sahalara el attınız
Mevcut bilgilere bilgi kattınız
Hakikat kervanını yürüttünüz
Materyalizmi kökten çürüttünüz
Hakikat meş’alesini aldınız
Tarihteki karanlığa daldınız
Medeniyet deryasında yüzdünüz
Doğruları yanlışlardan süzdünüz
Hakları haklıya teslim ettiniz
Allah için hak davası güttünüz
Sizden Allah razı olsun daima
Büyük hizmet eylediniz İslâma
Bu kadar hoca varken anlı sanlı
Akademik sıfatlı ve unvanlı
Hiçbiri bu deryaya dalamadı
Sizin gibi mesafe alamadı
“Yaratılışın Altı Günü” gibi
Var mı Türkiye’de eser sahibi!
Hele şu peygamberler şeceresi
Nurlu neslin aydınlık penceresi
Hangi peygamber yaşadı ne zaman?
O zaman vardı hangi devlet ve sultan?
Devlet ve milletlerle peygamberler
Kronolojide nasıl alır yer?
Hiçbir tarih kitabında yer almaz
Dini eserlerde dahi yer bulmaz!
Gelmiş geçmiş sayısız din âlimi
Nice tarihçiler yazmış âlemi
Bu konularda kafa yormamışlar
Üzerinde fazlaca durmamışlar
Gerçi bunda bilgi ve haberler çok
Çoğu hurafe ve yanlış,gerçek yok!
Kimi İsrailiyata dayanmış
Yalan ve yanlışı doğrular sanmış!
Hem mukayeseli hem de müşterek
Bir kronoloji elzemdi gerçek
Bilmiyorum Türkiye’de belki siz
Bu konuda ilk eseri verdiniz
Sadece bu eserler ve tablolar
Layıktır tebrik ve takdire mazhar
Allah razı olsun aydınlattınız
Bilgimize yeni bilgi kattınız
Ben bu tablolardan çok yararlandım
Her bakışta sizi şükranla andım
Hem nice araştırmacı ve yazar
Kopyasını almış görmüştür yarar
Yazdığınız kitaplara gelince
İnceledim hepsini ince ince
Ne kadar zordur bir kitabı yazmak
Dedim ya iğne ile kuyu kazmak
Kitap yazmamış kitapsız bir kişi
Anlayamaz azap veren bu işi
Bir kitabın yazılması ne demek?
Dökülen ter ile verilen emek
Hayatında bir makale yazmayan
Okuma-yazmayı angarya sayan
Dedikodudan başka şey bilmeyen
Gönlünden kin ve haseti silmeyen
Araştırma ne demektir bilemez!
Takdir edip başarılar dilemez!
HAZIRLANIŞTAN BASIMA
KİTABIN HİKÂYESİ
Araştırma nasıl olur acaba?
Ne emekler verilir bir kitaba
Muhterem Dostum Ahmet Musaoğlu
Benim kadar bilirsiniz bu yolu
Önce bibliyografya taranacak
Kaynaklar birer birer aranacak
Bulunan bilgiler tasnif olacak
Her konuda binlerce fiş dolacak
Tenkitçi metotla ele alarak
Hem gerçekçi ve tarafsız kalarak
Bilgiler analiz tahlil olacak
Fikir ve görüşler değer bulacak
Hakikat terazisiyle ölçerek
Hakkın makasıyla kesip biçerek
Doğrular ortaya çıkarılacak
Yalan ve yanlışlar teşhir olacak
Eksik bilgi varsa tamamlanacak
Hatalar ayıklanacak muhakkak
İddialar mutlak belgelenecek
Bir mesnede dayanacak her gerçek
Bir iddia ispat edilmez ise
Müfteridir âlim olsa o kimse!
Âlime duygusal olmak yaraşmaz
İlme hisler ve duygular karışmaz!
Aleyhine olsa da doğru söyler
Hakikati her yerde teslim eyler
Bir gram bal için yüz çiçek gezer
Zehirliyi ve zehirsizi sezer
Ne kadar çok çiçeği gezer ise
Ne kadar çok nektarı süzer ise
Balın kalitesi değerli olur
Yüksek fiyat ile alıcı bulur
Arı çiçek gezmeyip yerse şeker
Yaptığı bala verilmez hiç değer
Bir araştırmacı dahi böyledir
Yaptığı iş dahi aynen öyledir
Ne kadar çok kaynağı tarar ise
Ne kadar çok eseri arar ise
Kitabın değeri o kadar artar
Onu tartan kantar da ağır tartar
Kitabın üslûbu ve belagati
Edebiyat yönünden fesahati
İmlâsı ve lisanı çok mühimdir
Bu konuda zafiyet çok vahimdir
Kitap yazılınca dahi iş bitmez
Sıra dizgiye gelir yazmak yetmez
Kitabın dizgisi yazmaktan da zor
Tashihler, hatalar ateşten bir kor!
Birinci tashihe dikkat etmeli
Hatalar yanlışlar varsa gitmeli
Birinci tashihte gözden kaçarsa
İmlâ ve dizgi hataları varsa
İkinci tashihte gözden kaybolur
Hatalar yanlışlar büyük aybolur
Sırayla montaj, film ve kalıp gelir
Daha sonra baskısına geçilir
Basılan formalar harmanlanacak
Sayfalar yerli yerine konacak
Kitap bu şekliyle cilde gidecek
Mücellitler sanat eda edecek
Arkasından dağıtıma girecek
Dağıtımcı kitapçıya verecek
Artık kitapçıda halka sunulur
Arayanlar aradığını bulur
TELİF HAKKI, YAZARIN FEDAKÂRLIĞI VE MAĞDURİYETİ
Fakat bir araştırmacı ve yazar
Kitaptan görmez maddeten pek yarar
Telif hakkı çok küçük bir miktardır
Yapılan masrafa karşı zarardır
Araştırmacı döker göz nurunu
Hem kaybeder rahat ve huzurunu
Aldığı para devede kulaktır
Hem peşin değil vadesi uzaktır
Emek ve çileyi çeken yazardır
Ona yapılan muamele ardır!
Yazar ne yapsın elinde imkân yok!
İhtiyacı, sıkıntı derdi çok
Yeter ki kitabı basılsın diye
Yayıncıya sanki eder hediye!
TARİHTEN GÜNÜMÜZE DEVLET ADAMI
VE ÂLİM MARİFET VE İLTİFAT
Tarihte kimi devlet adamları
İşgal etmiş önemli makamları
Âlimlerin ayağına gitmişler
Rağbet, hürmet ve iltifat etmişler
İstişare etmiş fikir almışlar
İşlerinde istikamet bulmuşlar
Padişahlar olmuş dünya hakanı
Hak dostları ise gönül sultanı
Tasavvufta Hak yolunda rehberler
Tezkiyede terbiyede önderler
Sultanları ikaz irşat eylemiş
Yol göstermiş özlü sözler söylemiş
İlimler hakikate çağırmışlar
Doğruları haykırmış bağırmışlar
Haksızlık karşısında susmamışlar
Zalimlerden korkarak pusmamışlar
İlme ve âlime rağbet edilmiş
İlmin gösterdiği yoldan gidilmiş
İ’lâ-yı kelimetullah edilmiş
Cihat için üç kıtaya gidilmiş
Nizam-ı âlem sağlanmış dünyada
Mutlu bir hayat ki sanki” ki rüyada
Götürülmüş üç kıtaya adalet
Götürülmüş medeniyet saadet
Zulüm kalkmış haklı hakkını almış
Barış gelmiş herkes işine dalmış
Olmasaydı doğru düzgün âlimler
Zulüm yapabilir miydi zalimler
Allah dostu evliyanın himmeti
Adaletli devletlinin gayreti
Hayır ehli zenginlerin serveti
Hamiyet ehli erlerin, kuvveti
Âlimlerin, hakkı söylemeleri
Mürşitlerin irşat eylemeleri
Halkın ülü’1-emre itaatleri
Devlete güven ve sadakatleri
Osmanlı’yı altı yüz yıl yaşatmış
İhtişamı üç kıt’ayı kuşatmış
Şimdi dünya arşivleri tarıyor
Bu haşmetin esrarını arıyor
Bu yollarda vakfedilmiş servetler
Hep edilmiş Allah için hizmetler
Yaptırmışlar kütüphane medrese
Kurmuşlar nice ilmî müessesi
İlme ve âlime yardım etmişler
Allah rızasını niyet gütmüşler
Marifet iltifata tabi olmuş
Kütüphaneler kitaplarla dolmuş
Bugün azdır böyle devlet adamı
Ehil, lâyık, hak eyleyen makamı
Kimi şeref ve şan alır koltuktan!
Kimi koltuğuna verir şeref şan!
Günümüzde bazı sözde âlimler
Olmuş ahkâm kesen cahil zalimleri
Devletlilere iltifat etmişler!
Çıkar için adağına gitmişler!
Haksızlıklar karşısında susmuşlar!
Zalimlerden korkmuş sinmiş pusmuşlar!
Servet şehvet ve şöhrete tapmışlar!
İlim ve dini ticaret yapmışlar!
Hakk’a değil şeytana çağırmışlar!
Hakkı değil batılı bağırmışlar!
Kimileri olmuş insan şeytanı!
Vatan-millet, din ve Allah düşmanı!
Hayâ kalkmış, çatlamış ar damarı!
Kuru gitmiş, yüzler yemiş şamarı!
Kalkınca ortadan Allah rızası!
Başa gelmiş belâ ile kazası!
Unutulmuş mahşer, mizan, ahiret!
Hem çoğalmış isyan, günah, masiyet!
Riyakârlık, sahtekârlık ve rüşvet
Haram kazanç, haram yemek ve işret!
Ahlâk değerleri kokmuş çürümüş!
Her tarafı pis kokular bürümüş!
At izleri it izine karışmış!
Kötülükler birbiriyle yarışmış!
Bu ortamda ilme rağbet olur mu?
Gerçek âlimlere hürmet olur mu?
KİTAPTAN YOKSUN OKUMAYAN TOPLUM
Kimisi der: Okumaya zaman yok!
Halbuki başka her şeye zaman çok!
Eğlenceye yemeye ve içmeye
Zevke dalıp kendisinden geçmeye
Giyim-kuşam ile mobilyalara
Gösterişe gelince vardır para!
Gezip-tozmaya içkiye kumara
Arabaya ve eve vardır para!
Fakat kitap almaya gelse sıra
Cimri kesilir harcamaz hiç para!
Fakat bedava olursa da alır
İmzalayıp verirsen memnun kalır!
Bedava kitap istemek çok ayıp!
Bedeli ödenmeyen hak bir kayıp!
Parasız istenir mi insan emeği
Unu, yağı, pastayı ve çöreği
Parasız hiç istenir mi manavdan
Sebze-meyve, hatta olsa da soğan!
Sıra kitaba gelince bedava
Olur mu böyle adaletsiz dava!
Utanmayan sıkılmayan yüz ise
Elbet ister bedavadan o kimse!
Dünyadaki beş yüz üniversite
Sıralanmış yapılarak bir liste
Türkiye bu listede yer almamış!
Acep neden başarılı olmamış?
Derin derin düşünmeli bu işi
Sorgulamalı bu vahim gidişi!
Kimileri bir unvanın peşinde
Samimi değil bu ilim işinde
Araştırma fedakârlık aşk ister
Kaç kişi var, say da parmakla göster!
İLİMDEN MAKSAT NEDİR?
İlme talip olur ise bir kişi
Allah rızası olmalıdır işi
Servet şöhret için ilim olamaz
Böyleleri asla ilmi bulamaz!
Yunus Emre ne de güzel söylemiş
Bu konuyu güzelce şerh eylemiş:
İlim ilim bilmekdür ilim kendin bilmekdür
Sen kendüni bilmezsin ya nice okumakdur
Okumakdan ma’ni ne kişi Hakk’ı bilmekdür
Çün okudun bilmezsin ha bir kuru emekdür
Muhterem Dostum Ahmet Musaoğlu
Dertleşelim içim dertle dopdolu!
Ömrümüzü biz bu yola vermişiz
Kemiz varsa orta yere sermişiz
Niyetimiz yalnız Allah rızası
Hakk’a şükür bulmuşuz biz ihlâsı
Ecrimizi yalnız Hak’tan bekleriz
Ondan umar ancak ondan dileriz
Yalnız sana kulluk (ve ibadet) ederiz, yalnız senden yardım dileriz.
Fâtiha (1), 5.
107. Ben size gönderilen güvenilir bir elçiyim. 108. Allah’tan korkun ve bana itaat edin. 109. Bunun için sizden hiçbir ücret istemem. Benim ücretim âlemlerin Rabb’ine aittir.
Şuara (26), 107-109.
Peygamberler etti Hakk’a hizmeti
Yalnız Allah’tan bekledi ücreti
Hak’tan korktu, hakkı tebliğ eyledi
Kuldan korkmadı, doğruyu söyledi
Peygamber vârisi gerçek âlimler
Korkmadan doğru ve yanlışı söyler
İlmi dünyaya vasıta eylemez
Para için eğri büğrü söylemez
Evliya dahi eyledi himmeti
Yalnız Allah’tan bekledi ücreti
Terkettiler tokluğu ve çokluğu
İstediler açlığı ve yokluğu
Şehitler Allah için canı verdi
İmanına canı şahit gösterdi
Allah razı olursa bizden eğer
Bundan büyük var mı rütbe ve değer?
İnsanların verdiği şu unvanlar
Yalan dünyadaki şöhret ve şanlar
İzafidir, geçicidir, fanidir
Ancak Hakk’ın verdikleri bakidir
Bu sır ve hikmeti anlamayanlar
Nâdân gelip nâdân giden insanlar
İlmi olsa bile cahil sayılır
Sanma gafil uykusundan ayılır
SONUÇ VE VEDA
Dolu idim epeyce söz söyledim
Sizin ile nazmen sohbet eyledim
Manzum mektupları böyle yazarım
Alış-veriş olur sevgi pazarım
Nice dosta böyle hitap eyledim
Hepsini toplayıp kitap eyledim
Bunlar birer mektupturlar edebî
Manzum oluşunun budur sebebi



